Hayat bir imtihan olduğuna göre, Allah’ın kullarından çekip aldıkları birer imtihan olduğu gibi, mal, makam, şöhret, imkan ve kabiliyetler gibi verdiği şeyler de imtihandır. Verilen nimetlerin, kullanılması gereken yerlerde kullanılıp kullanılmaması bu imtihanın bir yönüdür. Diğer bir yönü de, bu nimetlerin kişiden kişiye değişmesi, yani herkese eşit nimet ve imkanların verilmemesidir. Bu farklılığın/eşitsizliğin hikmetinin imtihan olduğu Kur’an’da şu şekilde vurgulanır: وَهُوَ الَّذِي جَعَلَكُمْ خَلَائِفَ الْأَرْضِ وَرَفَعَ بَعْضَكُمْ فَوْقَ بَعْضٍ دَرَجَاتٍ لِيَبْلُوَكُمْ فِي مَا آتَاكُمْ إِنَّ رَبَّكَ سَرِيعُ الْعِقَابِ وَإِنَّهُ لَغَفُورٌ رَحِيمٌ ”O’dur ki sizi dünyada halifeler yapmış ve verdiği nimetlerle sizi denemek için kiminizi kiminize üstün kılmıştır. Muhakkak ki Rabbin, cezalandırmayı dilediğinde işi çarçabuk bitirir ve muhakkak O gafurdur, rahimdir (affı, merhamet ve ihsanı pek boldur).” (En’am Suresi, 6/165).
Başka bir ayette bu farklılığın bir hikmeti şu şekilde beyan edilir: أَهُمْ يَقْسِمُونَ رَحْمَتَ رَبِّكَ نَحْنُ قَسَمْنَا بَيْنَهُمْ مَعِيشَتَهُمْ فِي الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَرَفَعْنَا بَعْضَهُمْ فَوْقَ بَعْضٍ دَرَجَاتٍ لِيَتَّخِذَ بَعْضُهُمْ بَعْضًا سُخْرِيًّا وَرَحْمَتُ رَبِّكَ خَيْرٌ مِمَّا يَجْمَعُونَ “Senin Rabbinin rahmetini onlar mı taksim ediyorlar? Halbuki bu dünya hayatında onların maişetlerini aralarında taksim eden, bir kısmının diğer kısmını çalıştırması için, kimini kimine üstün kılan Biz’iz. Senin Rabbinin rahmeti ise, onların topladıkları bütün şeylerden daha hayırlıdır.” (Zuhruf Suresi, 43/32). Çalışan çalıştıran, işçi patron münasebetleri toplum hayatının bir kaçınılmaz neticesidir. Toplumsal hayatta ihtiyaçların görülmesi ve böylece dengenin sağlanması için bu tür münasebetlerin usulünce gerçekleştirilmesi zaruridir. Aksi takdirde toplumda işsizlik, üretimsizlik, hazırcılık, tüketim aşırılığı baş gösterir, bunun akabinde de fakirlik, zaruret, anarşi, hırsızlık, yolsuzluk, servet düşmanlığı, emek sömürüsü gibi pek çok problem ortaya çıkar.
Bu açıdan, idarecilik de dahil olmak üzere insana doğuştan Allah tarafından verilen ve daha sonra elverişli ortamlarda geliştirilen kabiliyetler, insanların birbirine üstünlük sağlaması, birbirini sömürmesi, birbirine baskı kurması ve kibirlenmesi için değil, birbirine yardım ve hizmet etmesi, birbirinden faydalanılması için verilmiştir. İdarecinin idarecilik kabiliyetinden çalışanlar ve diğer insanlar istifade ederken, o da çalışanların ve daha başkalarının hizmetlerinden, desteklerinden, fikirlerinden istifade eder. Böylece orada bir denge hakim olur ve ahenkli bir çalışma sistemi kurulur. İdarecilik kabiliyetini bu dengeyi kurmakta ve bu ahengi oluşturmakta kullananlar, o kabiliyetlerle alakalı imtihanı kazanmış ve ahirete büyük yatırım yapmış olurlar.