Değerler Üzerindeki Konsantrasyon

Çalışmalarda istenen neticeye ulaşamamanın arkasından içine düşülen bunalımların ve çaresizlik sendromunun en önemli sebebi, temel ilke ve değerler üzerindeki konsantrasyonun kaybedilmesidir. Bediüzzaman’ın, sabır kuvvetini sağa sola dağıtmama prensibi de bunu anlatır.

Prensibin prensip olarak insan zihninde yer etmemesi, yer ettiği düşünülen prensibin, problem yaşandığı anlarda insanı yeterince yönlendirememesi, sıkıntıyla karşı karşıya kalan insanı büyük bir boşluğa atabilir. Bu boşluk,  boğulmak üzereyken sağlam bir şeye tutunamamak kadar korkunç bir boşluktur.

İşte böyle korkunç bir anda, insanın imdadına yetişen en kuvvetli yardım eli, zihne önceden yerleşen ve tecrübelerle test edilmiş olan prensiplerdir. Bu prensiplerin önceden test edilmiş olması da çok önemlidir. Ezberlenmiş ama hayat içinde tecrübe edilmemiş prensipler insanı kurtaramayabilir. Bunun içindir ki, pratik hayatın içinde didinen, çalışan, zorlukları aşa aşa bir yerlere gelen insanların, karşılaştıkları problemleri çözmeleri daha kolay olur. Bunun için de bizlerin rahatlık tutkusuna girmemesi, her daim taşınabilir zorluklara talip olması, içindeki mücadele azmini her daim kamçılaması gerekir.

Mesela hep sabır dediği, sabrın kuvvetine inandığı halde hayatın zorluklarına sabretmeye alışmamış birinin, karşılaştığı en normal bir sıkıntı karşısında pes etmesi muhtemeldir. Sabrı düşünmek, içselleştirmek ve pratik hayatın küçük küçük parçalarında onu iradî ve bilinçli olarak kullanmak çok önemlidir. Küçük olaylara sabrede sabrede ulaştığı irade ve bilinçle insan çok büyük olayları da aşmayı göze alabilecektir. Yeter ki, sabır değeri üzerindeki konsantrasyonunu kaybetmesin.