Kendini yüceltme, hem şahıs hem grup hem de millet seviyesinde gerçekleşebilir. Bunların hepsi de Kur’an tarafından reddediliyor: فَلَا تُزَكُّوا أَنْفُسَكُمْ هُوَ أَعْلَمُ بِمَنِ اتَّقَى “Kendinizi temize çıkarmayın! Allah kimin takvalı olduğunu daha iyi bilir.” (Necm Suresi, 53/32). Ayrıca Nisa, 49. ayette de Yahudiler bu konuda kınanırlar. Efendimiz de bir kimseyi öveceğimiz zaman “Allah’a karşı kimseyi temize çıkaramam” dememizi emir buyurur. (Ebu Davud, 4805).
Kendimize ve başkalarına bakışta ölçü olacak prensiplerden biri de budur. Ne bencillik, ne cemaatçilik ve grupçuluk ne de ırkçılığa kaçan milliyetçilik, dinimizde tasvip edilmemiş, bilakis bu sıfatlara sahip olanlar ayıplanmışlardır.
Kendini temize çıkarma, Kur’an’da tezekki kelimesiyle ifade edilir. Aynı kelime günahlardan arınma ve temizlenme manasında da kullanılır. Yani bu kelime iki zıt manayı içinde barındırır. Şu ayetlerde olumlu manada kullanılmıştır:
وَمَنْ تَزَكَّى فَإِنَّمَا يَتَزَكَّى لِنَفْسِهِ “Kim kötülüklerden arınır, kendini temizlerse, bu kendi lehine olur.” (Fatır Suresi, 35/18).
قَدْ أَفْلَحَ مَنْ تَزَكَّى “Kendini temizleyen / kötülüklerden arındıran kurtulmuştur.” (A’lâ Suresi, 87/14).
الَّذِي يُؤْتِي مَالَهُ يَتَزَكَّى “Malını Allah yolunda verip temizlenen / gönlünü arındıran..” (Leyl Suresi, 92/18).
Tezekki ile aynı kökten gelen tezkiye de yine Kur’an’da kendini arıtma, temizleme manasında kullanılmıştır:
قَدْ أَفْلَحَ مَنْ زَكَّاهَا “Nefsini temizleyen kurtulmuştur.” (Şems Suresi, 91/9).