Kaderin Bize Bakan Yönü

Kaderin bir Allah’ın ilmine bir de bizim pratiklerimize bakan yönü var. Ne yazık ki, insan çoğu zaman kaderin Allah’ın ilmine bakan yönüyle ilgilenir, kendine düşen pratikleri unutur. Ya da üzerine mesuliyet almamak için, kaderin insan iradesiyle alakalı yönünden ziyade Allah’ın ilmine bakan yönüyle meşgul olur. Halbuki, kaderin Allah’ın ilmine bakan yönü bir inançtan ibarettir ve bu inancı destekleyen kainattan pek çok misal bulunur. Bediüzzaman Hazretleri, 26. Söz’de (Kader Risalesi), işin bu tarafı üzerinde oldukça geniş durmuş, mantıkî ve tecrübî misallerle meseleyi güzelce izah etmiştir.

İşin bu yönünü inanmak suretiyle hallettikten sonra esas onun insan iradesine bakan yönüne yoğunlaşmak gerekir. Yani insan ne yapıyor, nasıl hareket ediyor ve karşılığında neler görüyor, bunu merkeze alarak düşündüğünde, kaderin önemli bir kısmının insan iradesinin bir neticesi olduğu rahatlıkla görülür. Bu arada, insan iradesini aşan bir kısım olaylardan insan sorumlu değildir. Bu konuda Allah ona hesap sormayacaktır.  Bu kısımla alakalı insanın yapacağı şey, sadece Allah’ın ilmine inanıp kudretine ve rahmetine güvenmesi olacaktır.